Overthinking
- Dilda Süzen

- 12 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Hayatımızda belirsizlikler oldukça, geleceğe dair düşüncelerimiz de kaçınılmaz olarak artar. “Ya yapamazsam?”, “Ya başarısız olursam?”, “Ya her şey planladığım gibi gitmezse?” gibi sorular, zihnimizde sık sık yankılanır. Bu düşünceler bazen kısa süreli bir motivasyon kaynağı olabilirken, çoğu zaman “overthinking” yani aşırı düşünme ile sonuçlanır. Peki bu döngü nasıl oluşur ve bizi nasıl etkiler?
Gelecek kaygısı, gelecekte yaşanabilecek olası olumsuz durumlara dair duyulan endişedir. Bu kaygı, sınavlardan kariyer planlarına, ilişkilerden sağlık sorunlarına kadar birçok alanda kendini gösterebilir. Kaygının kökeni aslında beynimizin bizi tehlikelerden koruma çabasıdır. Ancak bu mekanizma, denge bozulduğunda kontrolsüz bir biçimde çalışmaya başlar.
Overthinking, bir durumu tekrar tekrar analiz etmek, senaryolar üretmek, olasılıklar arasında kaybolmak anlamına gelir. Gelecek kaygısı ile birleştiğinde ise kişi zihinsel olarak adeta kilitlenir. Ne karar verebilir, ne de mevcut ana odaklanabilir.
Bu durum; uyku problemlerine, karar alma güçlüklerine, tükenmişlik hissine, kendine güvende azalmaya yol açabilir. Peki neden bu kadar çok düşünüyoruz?
Hayatın belirsizliği çoğu zaman zihnimizde huzursuzluk yaratır. Gelecek hakkında düşünmek doğal bir süreçtir; ancak bu düşünceler sürekli hale gelip işlevselliğimizi etkilemeye başladığında, üzerinde durulması gereken bir döngüye dönüşebilir. Bu döngünün temelinde genellikle kontrol arzusu, mükemmeliyetçilik ve geçmiş olumsuz deneyimler yer alır. Zihnimiz doğası gereği bir düzen ve öngörü arar. Geleceği kontrol edebilmek adına olasılıkları analiz etmeye, senaryolar üretmeye çalışırız. Bu, kısa vadede güven hissi yaratabilir; ancak uzun vadede sürekli bir zihinsel yorgunluğa neden olur. Mükemmeliyetçi bir zihin, hata yapmaktan büyük ölçüde kaçınır. Bu da her ihtimali düşünmeye, tüm riskleri hesaplamaya ve zihinsel anlamda tükenmeye sebep olabilir. Hata yapma ihtimali, felaket senaryolarının temelini oluşturur. Daha önce yaşanmış olumsuz olaylar, geleceğe yönelik aşırı tetikte olmamıza neden olabilir. Geçmişte bir şey kontrol edilemediyse, benzer bir durumu tekrar yaşamamak adına zihnimiz sürekli uyanık kalmak ister.
Peki bu zihinsel döngüden çıkmak mümkün mü? Evet, ancak bunun için bilinçli adımlar atmak gerekir. İşte bu döngüyü kırmanıza yardımcı olabilecek bazı öneriler:
Farkındalık geliştirin. Zihninizde tekrar eden düşünceleri gözlemleyin. Kendinize şu soruyu sorun: Bu gerçekten şu an çözmem gereken bir problem mi, yoksa zihnimin ürettiği bir varsayım mı?
Farkındalık, zihinsel otomatik pilotu devre dışı bırakmak için ilk adımdır.
Şimdiki zamana dönün. Gelecek henüz yaşanmadı ve onun üzerindeki kontrolümüz sınırlı. Ancak şu an yapacaklarınızla geleceği şekillendirme gücünüz var.
Mindfulness (bilinçli farkındalık) uygulamaları, anda kalmanıza ve düşüncelerinizle mesafe kurmanıza yardımcı olabilir.
Yazıya dökün. Zihninizde dönen düşünceleri yazmak, onları daha somut ve yönetilebilir hale getirir. Böylece düşünceleriniz üzerinde nesnel bir bakış açısı kazanabilirsiniz.
Bu yöntem, aynı zamanda zihinsel karmaşayı dışsallaştırarak rahatlama sağlar.
Eyleme geçin. Sürekli düşünmek, harekete geçmenin önüne geçebilir. Oysa ki çoğu zaman çözüm, küçük ama somut adımlar atarak gelir.
Kusursuz bir plan beklemek yerine, şu an elinizden gelenin en iyisini yapmak, belirsizlikle baş etmenin etkili yollarındandır.
Zihnimiz bir zaman makinesi gibi geçmişe döner, geleceğe gider. Ancak yaşam sadece “şu an”da olur. Geleceği düşünmek doğal, fakat orada takılı kalmak yaşamdan kopmaktır. Gelin, zihnimizdeki gürültüyü azaltalım ve bugünü daha farkında yaşayalım.



Yorumlar